Profesyonellerin Görüşleri ve Araştırmalar

William A. Tiller, Ph.D.  
Emekli Profesör, Stanford Universitesi
 
“1970’de Stanford’da Anabilim Dalı Başkanı iken, günümüzde uyguladığımız bilimin yanısıra, kendimi ciddi olarak psiko-enerjetik bilime vermeye başladım. Bu alanda dört kitap yazdım.
 
“Bu mesele aslında enformasyon tıbbı konusu, ki bu enerji tıbbından daha ileride, enerji tıbbı ise kimyasal tıptan daha da ileride. Kimyasal tıp bizim eskiden uyguladığımız metottu ancak - basit bir benzetme yapacak olursak – bir bardak suya bakteriyi koyar ve içine gümüş koloital parçacıklar atarsak, bakterileri öldürür. İnsanlar bunun temas ile ilgili olduğunu zannettiler ve böylece kimyasal tıp yolu açıldı.”
 
“Ama aslında, eğer aynı deneysel ortamı kurar, ve yalnızca gümüşü bir elektrot şeklinde floresan bir tüpün için koyup, ışığı bardağa odaklarsan, yine bakteriyi öldürürsün. Bu, enerji tıbbına giden yoldur. Üstelik gördük ki, eğer içinde bakteri olan su bardağı ile aynı odada niyetle-yüklenmiş elektrikli bir cihazı fişe takarsan – bakteriyi yine öldürürsün. Bu gerçekte alıp-verilmiş bilgi/enformasyondur. Ve bu da bizi enformasyon tıbbına götürür. 


“Işıkla bağlantılı pek çok enerji vardır. Herkesin bildiği gibi, elektromanyetik ışık vardır.  İnsan vücudunun en ham ve düşük düzeyi tamamen elektromanyetik enerji ile bağlantılıdır. Dolayısıyla, tıpkı enerji tıbbında olduğu gibi, özellikle akupunktur noktaları üzerinde, ışığı kullanarak sistemli bir şekilde vücuda şifa sağlanabilir.

 
 “Ya da bir üst düzeye çıkabilirsin… magnetoelektrik enerjiye. Burada da ışık vardır. Ve tüm bu daha yüksek boyutlu seviyelerde, o varoluş düzeyindeki maddenin cepheleri arasında iletişim sağlayıcı olarak bir ışık vardır.

 
“Dolayısıyla, Eric Tekrar Bağlantı Şifası’nı anlatırken aslında gerçekleşen şudur: Pek çok çeşit enerji ve ışık şifacıdan geçerek şifalanana akmaktadır. Bir başka deyişle, bahsettiklerimiz, konuyu, klasik anlamda enerji şifası olarak bilinenlerin ötesine, çok daha geniş bir enerji, ışık ve bilgi tayfına getirmektedir.

 
“Artık inanıyorum ki hepimiz sürekli olarak aramızda enerji yayıyor ve alıyoruz ve çağdaş bilimin bildiği yegane bant ise elektromanyetik bant.  Daha yüksek boyutlu bantları henüz ölçme olanağımız yok çünkü elimizdeki aletler öncelikli olarak gerçeğin elektrik atom molekülü düzeyinde tasarlanmışlar. Dolayısıyla da, elektromanyetik ışığın hızına eşit veya bu hızın altındaki radyasyonlarla sınırlılar.   


“Ancak, 35 yıldır kendi yürüttüğüm veya başkalarının yaptığı deneyleri anlamaya çalışırken kullandığım referans çerçevesinde, bu enerjilerin pek çoğunun ışık hızını aştığına ve bu nedenle mevcut aletlerle ölçülemediğine inanıyorum. 

  
 “Şimdi biz de gerçeğin daha yüksek düzeydeki enerji boyutlarına ulaşabilen bir alet geliştirdik.  Bu henüz sadece bir başlangıç, ama en azından yazılı bir çıkış alabiliyoruz. Bu çok önemli çünkü bu sayede şifacıların çalıştığı alanı, rakamsal ölçümlerle takip ederek enerji seviyesindeki çalışmalarının ne derece etkili olduğunu tespit etmeye başlayabiliriz.


“Geçtiğimiz Şubay ayında Eric’in Sedona’daki bir workshopunda deney yaptık ve topladığımız veriler olağanüstüydü. İlk olarak, daha Eric veya asistanları ya da şifa alacak kişilerin gelmesine 5 saat kala başlayarak çalışmanın yapılacağı salonu kontrol etmeye başladığımızda, normalde olduğundan daha yüksek ölçüde bir simetri oluşmuş olduğunu farkettik. Bu salon çoktan şartlanmış bir alandı! Yani insanlar daha toplanmadan bile birşey oluşmuştu. Mekan çok önceden şifacının çalışmasını kolaylaştıracak şekilde hazırlanmıştı.

 
“Mekanı ölçümlemeyi sürdürdük ve iki gün sonra gördük ki bu mekandaki etkin enerji muazzam bir boyuta çıkmıştı. Bunu daha kolay anlaşılabilecek şekilde ifade edeyim. Normal bir gerçeğe bakıp “bu normal alandaki etkin ısı artışı nedir, bu artışın ne olması lazım ki Eric workshopa başladıktan iki gün sonra ölçümlenen aşırı enerjiye eşdeğer olabilsin? Normal bir mekanda etkin ısı artışının 300°C olmalıydı! Bu devasa bir artıştır.”

 

* * *


Mark O’Connell, M.D. (tıp doktoru)

Dr Mark O’Connell “Eric’in ne yaptığını hiç anlamadığımız halde, derinlemesine araştırmak istememize neden olacak kadar merakımızı uyandırıyor,” diyor. Kendisi bir iç hastalıkları uzmanı ve Miami Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Yardımcı Dekanı.

“Ben geleneksel bir hekimim,” diyor O’Connell. “İç hastalıkları dersleri veririm. Bir tıp fakültesinde eğitim üyesiyim. Dekanlardan biriyim. Katiyen uçlarda olan bir kişi değilim. Ama bu, insan bedenin nasıl çalıştığı – hastalığın nasıl olduğu konusunda benim anlayışımı kökünden sarstı.”

“Kendi hastalarımda bizzat şahit olduklarım beni çok meraklandırdı.” diyor. “Bütün bunlar nereye oturtulabilir? Zihin-beden arasında kesin bir bağlantı var – ister bütüncül tıp adamı ol, ister geleneksel batı tıbbını uygula, bunu hiç kimse inkar edemez. Zihin ve beden tek bir bütün. Ve bunu kim inkar ediyorsa, bu işe dikkatini vermiyor demektir.”

O’Connell bizzat izlediği, ameliyat gerektirecek kadar ciddi kronik tıbbi sorunları olan bir hastanın üzerinde Eric’in yaptığı bir şifalandırma seansını anımsıyor.  Pearl’ün “ellerini hastanın üzerinde ve çevresinde gezdirmesini” izlerken, hastanın durumunda çarpıcı bir iyileşmeye şahit olduğunu söylüyor.

Merakı uyanan O’Connell, bu olayın ardından birkaç kronik hastasına giderek Pearl ile bir seans denemek isterler mi diye soruyor. Karşılığında, herbirine seans sonrası soracağı bazı soruları cevaplandırmalarını ve deneyimlerini diğer hastalarla paylaşmamalarını istiyor.  O’Connell, hepsinin şaşırtacak kadar benzer raporlar verdiklerini ve hepsinde çarpıcı iyileşmeler olduğunu söylüyor. Yürümekte çok zorlanan bir hastası, Eric ile birkaç seansdan sonra rahatlıkla etrafta dolaşabilmiş. Bir diğeri, beyin felci geçirmiş ve muayeneye bacaklarında destekler ve annesinin yardımı olmadan gelemeyen bir çocuk, Pearl’ün seansından sonra, bacak desteklerini eline alıp etrafta koşmaya başlamış.

“Fakültemizin pek çok üyesi Eric’in çalışmalarını gördü ve hemen herkesin gördüklerinden sonra merakı uyandı”, diyor O’Connell.


* * *


Gary Schwartz, Ph.D.

“Eric samimiyetle yalnızca olayı anlamaya çalışıyor” diyor Gary Schwartz, PhD, Arizona Üniversitesi’nin Tıp, Nöroloji, Psikiatri, Psikoloji ve Cerrahi Bölümlerinin Yöneticisi ve Bilinç ve Sağlıkta İlerlemeler Laboratuarı’nın yöneticisi. Daha önce yöneticiliğini yaptığı, yine üniversite bünyesindeki İnsan Enerjisi Sistemleri Laboratuarı’nda, Eric ile dört farklı seri halinde ve kontrol altında bir dizi bilimsel deney düzenlendi. Amaç, Eric’in anlattığı enerjinin laboratuar ortamında bilimsel olarak kanıtlanabilirliğini tespit etmekti.

"Eric’te net olarak gözlemlediğim laboratuarın kontrollü ortamında düzenlenen her tür deneye gönüllü olarak zamanını ayırması ve içtenlikle bu deneylerle ilgilendiğidir – kimse onu bunu yapmaya zorlamıyor.” Bu deneylerin sonucunda enerjinin gerçek olduğu, tespit edilebildiği, ölçülebildiği – ve gerçekten dikkate şayan olduğu görüşüne varıldı, diyor Schwartz.

 

* * *

 

Arizona Üniversitesi bünyesindeki İnsan Enerjisi Laboratuar’ının eski yöneticileri Gary E. R. Schwartz, Ph.D., ve Linda G.S. Russek, Ph.D.’e göre, bu laboratuarda yapılan kontrollü bilimsel deneylerle Tekrar Bağlantı Şifası ile ilgili enerjinin varlığı kanıtlanmıştır. İnsan Enerjisi Laboratuarında günümüzün yaygın bilimsel metodları kullanılarak zihin-beden tıbbı, enerji tıbbı ve ruhsal tıp alanlarındaki sorulara yanıt arandı.  Eric’in kitabının önsözünde belirttikleri gibi, bu laboratuarın hedefi neyin doğru/gerçek, neyin yanlış/sahte olduğunu açıklamaktı.

Schwartz tıp, nöroloji, psikiatri, psikoloji ve cerrahi profesörüdür. Harvard Üniversitesi’nde 1971’de Doçent olmuş ve 1976’ya kadar Harvard’da psikoloji dalında yardımcı profesörlük yapmıştır. Ardından, Yale Üniversitesinde Psikoloji ve Psikiatri profesörlüğü yapmış ve Yale Psikofizyoloji Merkezi yöneticiliği ve Yale Davranışsal Tıp Kliniği eş-yöneticiliği görevlerinde bulunmuştur. “Dr Pearl’ün kimliğinden ve amacının ciddiyetinden çok etkilendim. Eric çok içten. Yeteneklerini ve bilime olan ilgisini takdir ediyorum. O  gerçekten de ne olduğunu anlamaya çalışmakta. Ve hepimiz gibi onun da kendine göre inançları olmasına rağmen, bu inançlarını deneysel testelere tabi tutmaya razı,” diyor Schwartz.

Schwartz’a göre İnsan Enerjisi Laboratuar’ı Pearl ile dört dizi şeklinde kontrollü deneyler gerçekleştirdi. Pearl ve iki öğrencisi şifa gönderici ve gönüllüler şifa alıcılar oldular.  İlk testte, gözleri bağlanmış deneklerin deney süresinin %83’ünde enerjiyi algılayabildikleri görüldü.   İkinci testte enerjinin bir elektromanyetik sinyal gibi işlev gördüğü tespit edildi. Üçüncü testte ise, şifa göndericinin elektrokardiyogram (EKG) ile ölçülen kalp dalgalarının, şifa alıcının elektroensefalogram (EEG) ile ölçülen beyin dalgaları üzerinde iz bıraktığı tespit edildi, özellikle de gönderici enerjiyi göndermeye niyet ettiğinde. Bu üçüncü testteki önemli bulgu, alıcı bilinçli olarak enerjinin farkında olsun veya olmasın, EKG’nin aynı izleri göstermesi oldu. Yani, bilinçsiz enerji algılaması var ve elektromanyetik bazda kayıt edilebiliyor. Dördüncü testte, üç farklı ortamda 30 deneğin beyin dalgaları ve göz hareketleri kaydedildi. Bu deneyin verileri halen laboratuarda analiz ediliyor, diyor Schwartz.


* * *


John Day, M.D.

Hem genel cerrah hem de damar cerrahı olan Dr John Day, birkaç yıl önce neşterini bırakıp Tekrar Bağlantı Şifasını uygulamaya karar verdi. Day 1977’de Tulane Tıp Fakültesinden mezun oldu ve cerrahi üzerine uzmanlığını Maryland Üniversitesi, Baltimore’da tamamladı. Ardından Boulder, Colerado’da cerrahi hastanesinde 25 yıl çalıştı.

Doğu ve diğer holistik şifa sistemlerini, Dalai Lama’nın özel hekimi de dahil, dünyaca ünlü otoritelerle yoğun bir şekilde inceleyerek ve çalışma hayatı boyunca kendi soruları ve keşiflerinin neticesinde, çağdaş Batı tıbbı zihniyetinin, farklı yollar uygulayarak gerçekleştirebildiği şifalandırma kadar uygun olmadığı kanaatine vardı. “Beni daha üst düzey bir anlayışa taşıyacağını bildiğim içim bu karara vardım.  Bu karar kendimi şifalandırmama yarayacak ve başkalarını daha bütünüyle iyileştirmemi sağlayacaktı”, diyor .  

Day’e göre, holistik şifa yaklaşımlarına meslekdaşlarının tipik tepkisi “Araştırmalar nerede? Kanıt nerede?”, oluyor.  

“Onları tehdit ediyor,” diyor. “Anlayış yapıları konuyu incelemelerine bile engel olacak kadar katı. Almış oldukları tüm ego eğitimlerine – emek ve para yatırdıkları herşeye - ters ve eğer bunu yaparlarsa kendilerini hükümsüz kılacaklarını sanıyorlar. Oysa bunu yapsalar, kanımca daha iyi  şifacılar olurlar. Daha geleneksel tıp uygulamalarında kalmayı seçseler bile, Tekrar Bağlantı Şifası hastalarına sunduklarını ancak pekiştirir.

 

(Türkçeye çeviren: Leyla Doğan)